göksel's profileUNUTULMAMAK ÇOK GÜZELPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
UNUTULMAMAK ÇOK GÜZELDecember 14 Sen Varsın GibiHal böyleyken güzelimyeniden başlamaya gerek yok Yeniden yaşamak zor aynı hayatı Rolleri değişmek mümkün olsaydı Ve hatta yerleri Silseydik beğnimizdekileriAynı düşle bana rastlasaydın Günleri beyaz nevresimlere sarıp Serer miydik ak çarşafları Yatılmamış yataklara Dalıp Gidiyorsun Uzun yolculuklardan dön artık güller döktüm geçeceğin sokaklara Fakat sevgilim Şaraplar eskidi mahzenlerde İlk günkü gibi değil Damaklarımızda kalan tadı Yüzümüzdeki çizgilerde Yaşanmışlıklar Yaşanmamışlıklar Asılı kaldı Yarım bırakılmış bir hikayenin sonunu Merak etmiyorum Ayrılıklardır bu yarım bırakılmışlıklar Ben kendi istediğim gibi anlatacağım Olmasını istediğim gibi Tüketilmemiş özlemleri Renklere boyayacağım Oyalanacağım Çünkü sensizlik Öylesine bir sessizlik ki Öylesine bir hevessizlik ki Güneş ufukta hep batıyormuş Gibi geliyor bana Saygısızlık olmasın diye hatırana Odamın ışıklarını yanık tutuyorum Karanlıktan korkardın Işık gördüğüm her yerde sen vardın Beni bilmediğim kentlerde Kör bıraktın Ben böylesine çaresizken yeniden başlamaya hiç gerek yok güzelim November 21 hüzünlü günler
November 14 unutulmaz günler içinSevdam Beni Aramıyor August 29 nefrettttttttttttttt
AŞK NEDİR ? NEFRETLE SUNUYORUM.....! 715 - aşk ateşte yürüyüp yanmamaktır.yağmurda yürüyüp ıslanmamaktır 654 - aşk alışkanlıktır ve özlemdir insan ne alışkanlığından ne de özlemlerinden vazgeçer ulaşılmazdır ulaşamadıkça değer kazanır ulaşıldımı değerini kaybeder 501 - ask, nerede ve ne zaman mutluluk verdigini, nerede ve ne zaman aci verdigini bir turlu anlayamamaktir. sevgiliyi yasamak, mutlu etmek, aci vermek vb. dir ask… yani asiklik deliliktir. 335 - ask izdiraptir… 216 - ask caresizliktir, tabiki karsiliksiz ask sa eger 97 - anlatmak imkansızdır.ama gene söyle söylemek gerek dünyayı kaldırmaya çalışmaktır.
August 23 Ben Sana Kalbimi Verdim Sabah erken terminale indim. Çantamı yere bırakıp öylece beklemeye başladım. Bilinçsizce gözlerim etrafı tarıyordu, biliyorum beklemiyordun ama yinede gözlerim seni arıyordu eskiden kalma bir alışkanlıkla... Sen uzun bir zaman önce gitmiştin bu kent de biliyorum ama inatla gözlerim seni arıyordu yine de, arada geçen bunca zamana rağmen... Soğuktu, Ankara'ya kar yağıyordu, üşüyordum... Benim de düşlerim yağdı Ankara'ya... Ellerimi cebime soktum bir süre öylece bekledim... Sanki biraz sonra bir köşeden çıkıp gelecektin, sadece birazcık geç kalmıştın; koşarak çıkıp merdivenleri gelip sarılacaktın hasretle... Biliyorum uzaklardasın şimdi... Kimlerlesin kimbilir, yalnızsın belki de benim gibi şu an..? Oralar da soğuktur belki, üşüyor musun..? hala canını sıkıyor mu, bir ömür tükettiğin bu hayat kavgası..? Beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler, kimse aramıyor, anlamıyor beni... Unutulmuşum anlayacağın... Beklerken gözlerin geldi gözlerimin önüne, dudakların, duruşun, gülüşün, sevgiyle bakışın... Sonra aklım ayrılığın bir burgu gibi işlediği yüzüne bakmaya, elini tutmaya korktuğum günlere gitti. Burgu ağır ağır işliyordu içime, ağır döndüğü içinde daha çok acıtıyordu... Ah kahrolası gururum, kahrolası kalbim, gitme kal diyemedim sana, gitme kal demeye varmadı dilim. Sen gittiğinden beri hayatın bir anlamı kalmadı benim için. Yıllardır bu terminale her gelişimde aynı acıyı duyarım, aynı özlemi hissederim, aynı hüznü yaşarım... Oysa aradan uzun yıllar geçmişti ama her şey daha dünmüş gibi gözlerimin önünde canlanıyordu... Ne zaman bu terminale insem içim burkulur, gözlerim durup durup dolar. Her esen yelde, yağan yağmurda, çağlayan ırmakta, uğuldayan ormanda senin kokunu duyarım... Her esintide soluğunu hissedip içime ferahlık dolar ve her yokluğunu yokladığımda ruhum sızlar. Çekip gitmiştin kalbinin bütün kapılarını kapatarak ardında.. Durmadan büyüdü içimde yokluğun. Günler aylar, yıllar geçip gitti ardına bakmadan ama sen yoktun gelmiyordun... Gelmiyeceğini biliyorum beklemem nafile ama yine de köşe başlarına bakıyorum belki bir köşeden çıkar gelirsin diye... Ellerim cebimde ağır ağır yürüyorum caddelerde, belki yetişirsin diye arkamdan, gözlerimi kapatırsın yine iki elinle... Ah kahrolası dilim, kahrolası hayat, gitme kal demeyi gururuma yediremedim... İçim ürperiyor, titriyorum ama üşüdüğümden değil.... Sensizliğimden, bu kalabalıklar içindeki yapayalnızlığımdan... Özlem tek yönlü bir yol işte gidip de dönmeyen... Uzaktasın oysa ki bir ömür kadar biliyorum... Ve sen bir yel gibi esip gittin hayatımda ardına bakmadan, ben yelkenleri kırık tekneler gibi bakakalmıştım ardından yorgun denizler üzerinde... Seni ne zaman ansısam bir hüzün şarkısı kırılır kalbimde; hiç unutamadım ki seni zaten, yıllar oldu buraları terkedip gideli, yıllar oldu ayrıyız, dudaklarımız biribirinden uzak, bedenlerimiz, ellerimiz, gözlerimiz uzak. Oysa aşk karşılıklı sevmektir, dokunmaktır, gerçek aşk paylaşmaktır hayatı. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyorum, çok uzaklarda olduğunu ve gelmeyeceğini bile bile... Kırık bir tebessümdür anımsadığım, bir sevda türküsüydü adın... Herkese bir şeyler verilir belki ama ben sana kalbimi verdim... Kalbimi de alıp gittin beraber uzaklara... Çekip gittin hayatımdan düşlerimi ve anılarımı sarsarak.. Kahrolası hayatımda artık mutluluk olmayacak, teselli olmayacak. Hep bir boşluk, hep acılar, hep hüzünler olacak... Şimdi güz sonu, kışa giriyoruz ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, maviydin, beyazdın, bütün renklerde sevmiştim seni... Bir masal çiçeğiydin sen... Seni severken hayatı da sevmiştim ben, dünyayı da, insanları da... Uçup gitti sevgi kuşları hayatımda. Günlerin, gecelerin tadı kalmadı. Leylası kaybolmuş bir mecnunum, hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık, Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı gözlerimde. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk... Ey kahrolası ben... Nuri CAN August 21 asıl gerçeklerBİR GECE VAKTİ
DENİZ KENARINA VURAN DALGALAR KADAR SAKİNDİN SEN YAKAMOZLARDAN BİLE KISKANIRDIM SENİ BİR ÇİÇEK TUTSAN HEMEN ALIRDIM ELİNDEN ÇÜNKÜ;SENİN TEK ÇİÇEĞİN BENDİM TAHAMMÜLÜM YOKTU BAŞKALARINA BENİ BU KADAR ERKEN BIRAKIP GİTMEYECEKTİN ÇARESİZ VE YAPAYALNIZ UMARSIZCA BIRAKMAYACAKTIN SÖZÜNÜ TUTMADIN FARKINDAMISIN? TEK BIRAKTIN BENİ BURADA BEN ŞİMDİ SENİ TOPRAKTAN TAŞTAN BİLE KISKANIYORUM SENİ DELİLER GİBİ ÖZLÜYORUM VE SENİ ÇOOOOKK SEVİYORUM... ***SEN YOKSUN***
SENSİZLİĞİN SABAHINDAYIM ŞİMDİ August 20 sus sus mutluluğumSus birtanem sus
|
||||||||||
|
|
Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın.ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım.seni en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni ...
Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın. Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor.
Şimdi yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım. Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım.
Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni. Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı, sen başını eğmelisin. Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında...
Ama olmaz bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin. Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir.
İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum. Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanlara.
Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu. Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı. Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum. Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği. Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi...
Aşk eski bir hikayedir ama her zaman yepyeni...Ve aşk, öyle engin bir deryadır ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı...
Sana desem ki;
Aşk kalbin göklere yükseldiği altın merdivendir.
Aşkın ilk soluğu, mantığında son soluğudur.
Aşk insanı kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
Aşkı anlatmak, suya mektup yazmaktan farksı
Bitmeyen bir şarkıdır aşk...Dudaklarda türkü, ruhu açan baharın gelişi gibi...Nasıl, nereden gelir bilinmez, öyle sessiz ve güçlü...
İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir attır. Ne dizgin anlar, ne ses dinler...
|
No list items have been added yet.
|
|
|